Adalet Bakanı Bozdağ, Pınar Gültekin’in katiline yapılan tahrik indirimi hakkında konuştu: Benim de vicdanım sızladı

Adalet Bakanı Bozdağ, Pınar Gültekin'in katiline yapılan tahrik indirimi hakkında konuştu: Benim de vicdanım sızladı

Hak Bakanı Bekir Bozdağ, Muğla’da vahşice öldürülen Pınar Gültekin’in katiline hileli kışkırtma indirimi ile 23 sene hapis cezası verilmesiyle ilgili konuştu.

“VİCDANLARIMIZ SIZLADI”

Yargıtay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Müşterek Projesi Ulusal İçtihat Forumu’nda talimatlar yapan Bozdağ, “Son tartışılan konuda şüphesiz insan olarak benim de eminim ki o kadar çok kimsenin de vicdanı sızlamıştır. Fakat hukuk, hukuk uygulamaları, vicdanların Tüzük, kanun, hukuk ve dosya ile bağlı olduğunu da Anayasa’mızın 138. maddesi amirdir. Bizim vicdanlarımız, kesinlikle Tüzük’mıza, kanunlarımıza, hukukumuza ve dosyaya yan olarak yol almak ve bu çerçevede vicdani kanaatlerimizle yol almak her hukuk görevi yapanın ayrılmaz bir vazifesi olduğunu buradan bir kere daha anlatmak isterim.” dedi.

“BU KONUNUN TARTIŞMAYA AÇILMASINDA MENFAAT GÖRÜYORUM”

Haksız tahrik indirimi konusuna da değinen Bakan Bozdağ, “Bir soru sorarak da bu tartışmayı Yüksek Yargıtay’ımızın huzurunda Türkiye kamuoyunun dikkatine arzetmek istiyorum. Sadece soru. Bir kanaatimi açıklama etmeden. Kasten ya da canavarca hisle ya da eziyet çektirerek kasıtlı olarak öldürme suçunun işlenmesi halinde tahrik nasıl uygulanmalı? veya uygulanmamalı mı? Uygulanacaksa bunun öteki kabahat tipleriyle acaba kasten veya canavarca hisle ve eziyet çektirerek mahsus öldürme suçunun cezai yaptırımı uygulanırken tümü eşdeğer mi olacak? Aralarında bir skala, bir kademelendirme olacak mı, olmayacak mı? Bunları tartışmakta bunlarla ilgili değerlendirmeler yapmakta ben son derece menfaat görüyorum.” ifadelerini kullandı.

Bozdağ’ın açıklamalarından satır başları:

“Bir tartışmaya bahsetmek isterim. Son günlerde her evde, her meslek yerinde, sokakta, televizyonda tartışılan bir diğer hukuk müessesemiz var. Hileli kışkırtma müessesesi gerçekten büyük boyutlarıyla tartışılmaktadır. Daha önce de yeniden kadına aleyhinde güç ve kadın cinayetleri konusunda da hileli tahrikle ilgili, takdiri indirim nedenleri tartışılmış, şu anda de öteki 29. maddedeki indirim nedenleri geniş bir boyutta tartışılmaktadır. Bu tartışmaları kesinlikle faydalı görüyoruz. Içten neticelerin ortaya çıkması ayrıca Türkiye Büyük Ahali Meclis’imize hem de içtihat oluşturan Yüksek Yargıtay’ımıza ve karar verici mahkemelerimize yol göstermesi bakımından kesinlikle faydalı görüyoruz. Fakat yüksek heyetinizin huzurunda tasvir etmek isterim fakat, hileli tahrikin uygulaması konusunda yaşanan tartışmalar, son Pınar Gültekin mahkemesinin kararıyla yok başkaca kararlarla da Türkiye’nin gündeminde çok yoğun yer aldı.

“YARGITAY’IMIZIN YOL AÇICI KARARLARA İMZA ATACAĞINA İNANIYORUM”

Çünkü sonuçta hileli tahrik müessesesi, yüzyıllardır olan ve bütün hukuk sistemlerinde varlığını koruyan bir müessesedir. Bu müesseseye hayatiyet kazandıracak, hak duygusunu güçlendirecek, uygulamalara vesile kılacak, adaletsizliği önleyecek uygulamalara fren olacak bir içtihat ve bir değer biçme kuşkusuz Yüksek Mahkemenin ve yargının da son derece üzerinde durması gereken bir konu olduğuna samimi inandığımı burada tarif etmek isterim. Bunun sınırı, hududu nedir? Emin. Öyle fazla içtihat da var. Lakin anlaşılan bu içtihatları bir kez daha gözden geçirmekte ve bu konularda daha ayrıntılı değerlendirmelere Türkiye’mizin, Yüksek Yargıtay’ımızın rehberliğine bu konuda ciddi bir şekilde ihtiyacı var. Pek çok konuda olduğu gibi ben Yüksek Yargıtay’ımızın bu anlamda da yol açıcı, ön açıcı kararlara imza atacağına içten gelen inanıyorum. Olaylardan ve kararlardan egemen olarak bunları açıklama ediyorum. O Kadar değerlendirilmesini de herkesten tasvir etmek istiyorum. Haksız kışkırtma konusunun Türkiye’de tartışılmaya açılmasında son derece üstünlük gördüğümü buradan ifade etmek istiyorum.

“HUKUKÇULARIMIZI BU MESELEYİ ENİNE UZUNLAMASINA TARTIŞMAYA ZIYAFET EDİYORUM”

Canice hukukçularımızı da hukukçularımızı da bu meselenin uzun uzadıya tartışılmasına davet ediyorum. Ve bu tartışmaların keza Türkiye Büyük Halk Müziği Meclis’imize keza de Yüksek Yargıtay’ımıza ve birincil derece mahkemelerimize büyük yararlar sağlayacağına yürekten inandığımı ifade etmek istiyorum. Haksız kışkırtma müessesesini içten ve hakkı olan bir yere ve istikrarlı bir uygulamaya kavuşturmak, ne yaparsa yapsın Türkiye Büyük Insanlar Meclisi hangi maddeyi düzenlerse düzenlesin eninde sonunda Yüksek Yargıtay’ımızın fazla saygın üyelerinin vereceği ya da verdiği kararlı içtihatlarla mümkün olacaktır. Yolu siz açacak, istikameti siz gösterecek, rehberliği siz yapacak, ilk derecede ve istinafta atama yapan herkesi sizin verdiğiniz kararlar kesinlikle aydınlatacak, aydınlatıcı olacaktır.

“KADINA ŞİDDET KONUSUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Türkiye’de bayan hakları ve kadına karşısında güç konusunda son derece önemli adımlar attık. Gerçekte keza Türk Cinayet Kanunu’muzda ayrıca de öteki mevzuatlarımızda kayda değer değerlendirmeler, önemli şartların değişmesi yapıldı. 765 sayılı Türk Suç Oluşturan Kanunu’nun kadınlara karşı işlenen bir takım suçları siz daha mükemmel bileceksiniz. Kamuoyu bakımından tasvir etmek istiyorum. Âdâbı umumiye ve nizâm-ı aile karşısında cürümler başlığı aşağı 8. babda düzenlendiğini görüyoruz. Cinsel hamle suçu dahil böylece fazla cinsel kaliteli suçların kadına aleyhinde değil de âdâb-ı umumiye ve nizâm-ı aile aleyhine işlenen cürümler olarak nitelendirildiğini defalarca beraber gördük. 5237 sayılı Türk Suç Oluşturan Kanunu bütün suçlar bakımından kadını kişi kabul eden her suçun bu cinsel içerikli suçlar dahil âdâb-ı umumiye yok nizâm-ı aile aleyhine cürüm yok kişisel olarak aracısız bayan aleyhine işlenen suç olarak kabul eden önemli bir felsefe değişikliğini beraberinde getirdi. Bilerek adam öldürme suçunun üst cet ya da alt soydan birine karşı işlenmesi halinde bildiğiniz gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veriliyordu.

Yapılan son düzenlemelerle 5237’nin ilk hali ve devam eden yıllarda yapılan değişikliklerle benzeşen ve boşanmış eş, kardeşe karşı işlenmesi halinde de nitelikli hal kabul edildi ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yaptırımına bağlandı. Son yaptığımız düzenlemeyle de biliyorsunuz kadına karşısında kasten öldürme suçunun işlenmesi halinde failin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılacağı çok açık ve net bir şekilde yasaya kondu.

“BİZ KADINDAN YANLAMASINA TARAFIZ”

Bu, kadınlarımızı mahsus öldürme suçuna karşı gözetmek için cezaların önleyici fonksiyonunun cinayet yasamıza ve uygulamamıza yerleşmesi son derece önemli olduğunu buradan anlatmak isterim. öte yandan kasıtlı olarak yaralama suçunun da yeniden aynı şekilde üst soya alt soya karşı işlenmesi kaliteli halde bunun içerisine eşe karşı, boşanmış eşe karşısında işlenmesi nedenini tekrar kaliteli haller arasına koyduk ve aile içi şiddeti resen peşine düşüp takip edilen suçlar arasına aldık. Takibi, şikayete bağlı olan suçların dışarısına çıkardık. Biz kadına karşısında kuvvetle uğraş konusunda kadından yana tarafız. Bu noktada netiz ve daima açıklama ettik. sonuna kadar da bu taraflılığımızı açıklama edeceğiz. Onun için de Anayasa’mızın 10. maddesine, kadınla ilgili konuları pozitif ayrımcılık olarak düzenledik ve kadınlar lehine yapılan düzenlemelerin Tüzük’mızın eşitlik ilkesine tutarsız değerlendirilemeyeceğini net bir şekilde ifade ettik. Bundan daha sonra da Türkiye’mizde kadınlar lehine düzenlemeleri yapmaya, adımları atmaya, eşitliği sağlamak için icabında artı ayrımcılığı yapmaya çekinmeden devam edeceğimizi buradan bir kez daha tanımlamak isterim.

“BU, NİHAİ BİR KARAR DEĞİLDİR”

Yargının kararları kesinlikle eleştirilebilir. Bunda hiçbir şey değil. Eleştiriler yol gösterici olur, yapıcı olması halinde. Fakat şunu unutmamak lazımdır oysa, birincil derece mahkemesi bir karar verdiğinde bu nihai bir karar değildir. Sonuçta adı üstünde birincil derece mahkemesi kararıdır. Bunun üstünde istinaf yolu vardır. Onun üzerinde temiz yolu vardır, temyiz mahkemesinin verdiği karar nihai karardır. Belirlenmiş karardır. Ortaya meydana çıkan kararla bir dava her yerde, neticelenmiş, kesinleşmiş olmaz.

“YANLIŞ KARARSA, İSTİNAF VE YARGITAY MÜDAHALE EDECEKTİR”

O nedenle de yargılama süreçlerinin sonuna kadar her konuda, her kararda takip edilmesinde Yüksek Mahkememizin nihai kararıyla nokta konuluncaya dek sürecin yürüdüğünün bilinmesinde üstünlük vardır. Kuşkusuz hepimizi rahatsız eden kararlar olabilir. Fakat bu kararlar eğer doğruysa istinaf ve Yargıtay tasdik edecektir. Değil eksiği varsa istinaf ve Yargıtay düzeltecektir. Yok yanlışsa istinaf ve Yargıtay o yanlışa Tüzük ve yasalar çerçevesinde müdahale edecek ve o kararların içten zemine oturtulmasına kesinlikle katkı sağlayacaktır. O yüzden de bu konuda süreçlerin sağlıklı takip edilmesi, tartışmaların ve eleştirilerin hukukun somutluklarının gözetilerek hukuk içinde ve hukuka yerinde biçimde yapılmasında son derece üstünlük olduğunu buradan tarif etmek isterim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var.”

sizlere ebayturkiye.com farkıyla sunulmuştur



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.